21 Ocak 2014 Salı

Yavuz Sultan Selim'in Bir Olayı

Yavuz Sultan Selim Han döneminde,

İran hükümdarı Şah İsmail, kıymetli mücevherler ile dolu bir hediye sandığı gönderiyor, hünkâra.



Sandık açılır. İçinden çeşit çeşit

değerli taşlar, kıymetli

atlas, kadife kumaşlar çıkar.



Fakat, sandık açılır açılmaz,

etrafa pek fena

bir koku yayılır.

Önce, hiç kimse bir anlam veremez, nadide mücevherler ile dolu

sandıktaki bu fena kokuya.



Sonra, mesele anlaşılır.



Sandığın dibine insan dışkısı doldurulmuş.

Yani,

Şah İsmail,

aklı sıra,

cihan padişahına

hakaret

ediyor…

(!)

Cihan padişahı emir verir,



"herkes düşünsün, bu edepsizliğe, Osmanlı'nın şanına yakışacak şekilde bir mukabelede bulunmalıyız.“



Ve çözümü yine kendisi bulur.

Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatılır.



Sandığın içine, o zamanın en nefis gül kokulu lokumlarından hazırlanmış bir kutu

yerleştirilir.



Kutunun altına da, bir satırlık yazıdan ibaret pusula (not) iliştirilir.

Hediye sandığı, itina ile süslendikten sonra,

Şah İsmail'e gönderilir.

Sandık, Şah'ın huzurunda açılır.

Sandık açılır açılmaz, etrafa mis gibi

gül kokusu yayılır.

Mücevher vs. gibi hediyeler takdim edildikten sonra, Osmanlı Elçisi –Şah’ın tedirgin olmaması için,

önce kendisi tatmak kaydıyla

büyük bir saygı ve nezaketle,

Şah İsmail'e

lokumdan ikram eder.

Bilâhare, görevliler,

huzurda bulunanlara teker teker

ikram etmeye başlarlar, lokumdan.

Şah, bütün bu olup bitenlere bir anlam veremez.



Osmanlı Elçisi,

Şah'ın şaşkınlığını gidermek için,

lokum kutusunun altına iliştirilmiş mütevazı

pusulayı uzatır.

Pusulayı okuyan Şah'ın yüzünde,

bu sefer, şaşkınlığın yerini büyük bir utanç ifâdesi alır;



"İsmail herkez yediğinde ikram eder"



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder